MELEKLERİN EVİ
|
|||
Doyumsuz |
|
Ben çok şey istiyorum bu hayattan. Bir akşam üstü oturup evimin önündeki çimenlere, giden günün veda şöleni renklerini seyrederek çay içmek istiyorum. Pembe, leylak, somon ve altın ışıklar dolsun içime. Tertemiz, uçsuz bucaksız bir gökyüzü olsun başımın üstünde, sonsuz mavisi bana sınırsızlığımı anımsatsın istiyorum. Özgürlüğüm beni korkutmasın; gidilecek, bilinecek çok yer ve çok şey var ama hepsi de ben’im. Çayımın son yudumlarında uzaklardan gelen, ağıllarına dönen koyunların çıngırak seslerini duyayım. Akşam yemeğimi ulu bir ağacın altında dostlarımla birlikte yiyeyim istiyorum. Bahçelerden topladığımız, tertemiz toprağın bereketini, özünü, sevgisini taşıyan ürünler olsun soframızda. Kediler, köpekler, kuşlar bize eşlik etsinler. Ne aç kalan olsun, ne de arta kalan. Yiyemediklerimiz toprağa katılsın yeniden. Birbirimize güzel öyküler anlatıp gülelim. Yıldızlar iyice belirginleştiklerinde gökyüzünü seyre dalalım. Bir kez daha anımsayalım sınırsızlığımızı ve gidilecek ne çok yer, bilinecek ne çok şey olduğunu. Hayattan ne çok şey istiyorum ben! Günü doğarken karşılamayı, güneşi henüz ufuktayken görebilmeyi istiyorum. Doğanın kokusuyla dolu taze sabah esintisi eşliğinde, ağaçların arasındaki toprak yoldan yürüyerek gideyim istiyorum işime. Ya da biraz geç kalmışsam, durup da etrafı seyrederek keyfe dalmışsam eğer, bisikletimle... İşim değiştirsin beni istiyorum. İşim bana yaşamı, bana ben’i tanıtsın. İşimi yaparken kendimi ve her şeyi yeniden yaratabileyim. Ve sadece işimi yaptığım için ne komşularım, ne çocuklar, ne ağaçlar, ne de tanımadığım insanlar zarar görsün. Eğer faydam dokunmuşsa tek bir kişiye, sevineyim. Çünkü tek bir kişi dünyayı değiştirecek denli büyük bir yaşam gücüdür ve benim değişimim onun değişimine de bağlıdır. Bazen hiçbir amaç gütmeden, çaba göstermeden, yaptıklarım, yapacaklarım ve düşüncelerim olmadan yalnızca, varoluşumu duyumsamak istiyorum. Hiçbir kurala, koşula, şekle bağlı olmayan varoluşumun verdiği hazzı, aldığım her solukta yeniden yaşamak istiyorum. Ben soluk almak istiyorum. Zehirli gazların, atıkların ve en az onlar kadar zararlı olan hırsların, egoların, açgözlülüğün ve sevgisizliğin kirletmediği tertemiz bir soluk almak istiyorum. Dünya giderek kirleniyorsa, zararlı atıkların önü alınamıyorsa nedenini içimizde de arayalım istiyorum. Biz neysek onu veriyoruz dünyaya. Dünyayı yalnız teknolojimizle değil, olumsuz duygularımız ve düşüncelerimizle de kirletiyoruz. Atıklarımızın büyük kısmı önce zihinsel ve duygusal boyutta kirlilik yaratıyor. Suyumuzu, toprağımızı, yiyeceklerimizi temizleyebilmemiz için önce kendimizi arındırmamız gerekmiyor mu? İnsanlarla olan iletişimimizdeki özensizlik, saygısızlık, onlara ruhsal ve duygusal boyutta verdiğimiz zararlar doğayı kirletmekle eş anlamlı değil mi? Ben, kendisi için istediğini başkaları için de isteyen insanlarla dolu bir dünyada yaşamak istiyorum. Ve bir de, kahvaltı soframdaki reçelim bittiğinde satın almak yerine, çevremdeki ağaçlardan topladığım meyvelerle yeni bir reçel daha yapabilmeyi istiyorum. Gerçekten çok şey mi istiyorum? |